Make your own free website on Tripod.com

 

Cumhuriyeti camide anlatmayı denesek
Cüneyt ÜLSEVER

1990'ların ortalarında ‘‘bir millet tarihinden ve dininden kopamaz’’ diye yazdığımızda, bu ülkede beni ve benim gibi düşünenleri şeriatçılıkla suçlayan bir kesim oluşmuştu.

Zira, Türkiye başkalarının haklarını savunanlara henüz alışmamıştı.

Halbuki benim parmak basmak istediğim uyarı; ‘‘laik kesimin’’ din kurumundan, ‘‘dinci kesimin’’ de cumhuriyetten kopuşu idi.

‘‘Laik kesim’’ cumhuriyeti korumak için din kurumunu -onlar siyasal İslam diye düzeltmeye kalksalar dahi bazı kitleler böyle anladı-, ‘‘dinci kesim’’ de dini yaşam tarzını engelliyor diye cumhuriyeti -onlar elitist cumhuriyetçiler diye düzeltseler dahi diğer bazı kitleler böyle anladı- dışlıyordu.

Birbirlerini değil anlamak, dinlemiyorlardı dahi.

* * *

28 Şubat'ın keskin rüzgárları atlatıldıktan sonra, her iki kesimde de diğerini anlamak, kendi eksik ve gediğini irdelemek isteyen namuslu ve bilinçli hareketler gözlenmeye başlandı.

Artık, Refah geleneğinden geldiği halde Refah tecrübesinden büyük dersler çıkaran siyasetçiler var.

Düşünce dünyasında kendisini sorgulayan, karşı tarafı algılamaya çalışan aydınlar oluştu.

İki aydının ortaya koyduğu ve özünde çok sancılı bir beceri isteyen ‘‘aydın namusu’’ benim çok büyük saygımı kazanıyor.

Önce Ali Bulaç kendi mahallesini irdelemeye başladı, şimdi de Serdar Turgut, birbirimizi anlayarak melezleşmekten dem vuruyor.

Ben, iki farklının bileşkesi olan ve ‘‘3. farklılık’’ anlamına gelen melezleşme kelimesinin, kastedilen konsensüsü kucakladığı kanaatinde değilim.

Bizi toplumsal barışa götürecek olan; demokrasinin özü olduğuna inandığım bir arada yaşama sanatıdır.

Birbirini olduğu gibi kabul ederek, birbirini dinleyerek ve anlamaya çalışarak.

Değişmeden, birbirimize benzemeye çalışmadan ve dahi, ikisi de olmayan bir üçüncü yaratmadan.

* * *

Değerli düşünürler, bir arada yaşamanın yol ve yöntemlerini ararken, üzülerek görüyorum ki, bazı bilim adamları da hálá ayrışmayı körüklüyorlar.

* * *

Marmara İlahiyat Fakültesi'nde tesettür uygulamasını zorlamak, dayatmak, sadece ve sadece cumhuriyet kurumuna zarar verecektir ve vermektedir.

‘‘Cumhuriyeti kollayacağım!’’ diye yola çıkanlar, bir cumhuriyet kurumu olan üniversitede din çalışmaları yapan gençleri dışlamaya kalkarlarsa, İslam dini cahil imamların elinde kalmaya devam edecektir.

Cumhuriyeti, cami cemaatine anlatacak nesiller yetişmedikçe taraflar birbirinden korkmaya devam ederler.

Şu anda; bu okulda kız-erkek tüm öğrencilerin % 85'i, kız öğrenciler için uygulanan tesettür yasağı nedeniyle, sınavları sessiz ve vakur boykot ediyorlar. Bu öğrenciler sınıfta kalacaklar ve okuldan atılacaklar.

Laik ve Kemalist dostlara sesleniyorum: Onları kaybetmeyelim!

 

Önceki Sayfa

http://mercek.tripod.com