Make your own free website on Tripod.com

 

Timur ve ekonomi Derviş'i 

Timur, Anadolu halkının aç bi-ilaç kalması ve dahi fillerinin bütün yiyecekleri tüketerek aç kalması sebebiyle ekonomiyi kurtaracak birisini arar. Timur herkesi ve herşeyi dener. Akıldaneleri en son büyük bir ekonomi uzmanı olarak Nasreddin hocayı tavsiye ederler. 

Timur büyük bir ümitle uzmanı bekler.  Nasreddin hoca huzura girer.  Timur kavuğuyla beraber içeri giren hocayı görünce birden şaşırır ve tek ayağıyla, hiç yanından ayırmadığı canlı baston ve koltuk değneklerine tutunarak öfkeyle ayağa fırlar. “Sizden uzman istedim. Kim bu derviş kılıklı” der.  Bir süre hareketsiz boşluğa bakar. “Demek bu dervişe kaldık, tüm olasılıklar ve olanaklar tükendi galiba” diyerek canlı bastonunu ve koltuk değneğini iterek yerine çöker. 

Osmanlı ve Timur'un mekan tuttuğu Ankara bütün bu günleri nasıl geldi? Kısaca hülasa edelim: 

Timur Anadolu'ya yaklaşmaktadır. Osmanlı sadrazamı büyük yanlışlıklar yapmaktadır. Trablusgarb'ın asi  beyi deli Muammer paşayı ziyareti sırasındaki hadiseler Osmanlı mülkünde ve dahi Garb aleminde büyük akisler meydana getirmiş ve itibarını sarsmıştı. Rivayete göre asi bey Osmanlı  sadrazamını ve dahi devletini fırçalamıştı. Sadrazam'a göre ise üzerindeki çöl tozunu temizlemek amacıyla fırça kullanılmıştı. Bunda  garipsenecek bir şey yoktu...  Padişah'ın önceden manevi kızı olan, sonradan  sadrazam-ı sani görevini yürütmekte olan  hanım Sultan ile arasının açık olması  Timur'un cesaretini iyice artırmıştı.  Timur filleri ile ağır ağır Ankara'ya yaklaşıyordu.  

Osmanlı mülkü de Timur'a karşı hazırlanıyordu. Timur en son olarak Cengiz hanın torunlarından, çağatay hanı, Bahçetay han ve mutlu yada mesut boğa demek olan Esen boğa'yı da yanına almıştı. Ahi Mesut da Eti Mesgut ismini alarak  Timur'a katılmıştı.  Timur frenklerin medya dediği ulakları ve dahi habercileri de büyük vaadlerle kandırarak Osmanlı mülkünü   büyük bir kargaşaya düşürmüş ve dahi dahilden feth etmeye başlamıştı. Timur'un molla kisvesini giydirdiği casuslar edep dışı hareketler yapıyordu. Timur'un ulakları bunları bire bin katarak  her tarafa neşrediyordu. Bu ittifak ve kargaşa karşısında hakimiyeti kaybeden Osmanlı Sadrazamı, mührü hanım sultana verilmek üzere padişaha teslim etti.  Timur'dan korkan padişah mührü cebinde tuttu. Bu karışıklık üzerine Osmanlı'nın güvendiği beyler ve dahi bir kısım Tatar beyleri de, Osmanlı'ya ihanet ederek Timur tarafına geçti.  

En sonunda Ankara meydan savaşını Osmanlı  kaybetti.  Timur mührü aldı. Padişah, üç fili bile güdemez dediği Timur'a mührü teslim etti. Timur Anadolu'da fırtına gibi esti. Her yeri kasıp kavurdu.  Osmanlı halkı, rençberler, memurin ve amele taifesi aç bi ilaç kaldı. Timur sonunda Osmanlı'ya ihanet edenlere de acımadı ve onları da cezalandırdı. Kendisini destekleyen, Osmanlı'nın  saray beslemesi tacirlerini, memur denilen kapı kullarını ve dahi  frenklerin sendika lideri dediği amele çavuşlarını da perişan etti. Zenginlikte bir domuzu eksik olan beylerin çoğunun şimdi teyemmüm edecek toprağı kalmamıştı. Timur en nihayet, kendisine  yardım eden eski padişahın, yeğeni Şehzade  Murat'ın Ege akçe hanelerine  ve arazilerine  el koyarak  akçeleri iflasa, padişahı da hüzne gark eyledi. Yine  Bursa beyi olan Cavit çelebinin de mülküne el konulması padişahın ümitlerini berhava  etti. Şehzade Murat kalçasından aldığı bir hançer darbesiyle yaralandı ve Timur'a  esir düştü.  Şehzadenin esir düşmesi ve bazı beylerin mülküne de el konulmasıyla padişah, herkesin merak ile beklediği büyük seferinden vazgeçerek sokağına ve dahi evine kapandı. Bir rivayete göre Timur  şehzedeyi rehin  tutarak padişahı evine kapatmış oldu. 

Timur'un Osmanlı padişahına bu ikinci oyunuydu.  Birincisi, mührün  kendisine verilmesi halinde, padişahlığına dokunmayacağını söylemişti. Fakat,  Ankara'da 5+5 denilen satrançta da şeş-beş denilen oyun ile düşeş getirip, piyonları ileri sürüp, Ankara kalesinin desteği ile, fillerin hücumu sonunda şah demişti.  Padişah biricik kızı ve eski Veziri hanım sultanın, Anadolu bozkırlarından temin ettiği güçlü sipahilerini ve dahi süvarilerini  fillere ezdirmişti. Padişah  en nihayet mat oldu. Şimdi Güniz sokağı namındaki malikhanesinde ziyaretçi yolu gözlüyor. 

Bir rivayete göre, Timur satrançtan hiç anlamazdı.  Hep yek atardı.  Ama filleri sayesinde hep düşeş okunurdu. Kimse itiraz edemezdi. Yoksa Osmanlı padişahı ve dahi Osmanlı halkı onu gözü kapalı mat eder, sulu dereye götürür susuz getirirdi.   Padişah bütün bu olanları Timur'un fillerinin ve dahi atların korkusundan yapmıştı. Kıratından düşmüştü.  Tatar Timur'un  ve Esen Boğa'nın karşısında, yaya kalmış Tatar ağasına dönmüştü. Ama bütün bunlar rivayet. 

Timur diyar-ı rum denilen Anadolu'dan hiç anlamazdı. Görüntüyü  kurtaracak Anadolu’dan birisi lazımdı.  Padişahın yerine Anadolu beylerinin de baskısı ile, Anadolu’dan, Afyon beylerbeyinin oğlu olan ve dahi başkadılık vazifesini deruhte eden,  Karahisarizade 1. Ahmet çelebiyi padişahlığa getirdi. Fakat yeni padişah kukla olmadı ve çetin çıktı.   

Eski padişahın dediği gibi Timur üç fili güdemiyordu. Her şey alt üst oldu. Filler Anadolu’ya yayıldı.  Arazilerdeki bütün mahsülatı  yedi bitirdi. Hüda-yı nabit olan meralardaki  ve dahi kaya diplerindeki  otları  bile hak ile yeksan ettiler. Kuraklık başladı. Karıncalar dahi yağmur duasına çıktı. 

Timur'un yaptıklarını kendisi dahil, kimse anlamıyordu. En son olarak, yeni padişah Karahisarizade 1. Ahmet çelebi ile yolsuzluk hakkında tartıştı.  “Mushaf çarpsın benim fillerim hiç bir şey yemiyor.  Rejimdeler, rejimi koruyorlar” dedi. Bunun üzerine yüzüne bir kitap çarptı.  Kimisine göre Timur'u mushaf çarptı. Yeni  yetmelere göre ise Ahmet çelebinin fırlattığı anayasa çarptı. Bunun üzerine Timur da Osmanlı  akçesini çarptı. İçine üçte bir oranında mangır katarak  ulufe bekleyenlerin, memurin ve amele taifesinin maaşını üçte bir azaltmış oldu. 

Biz şimdi tekrar derviş Nasreddin'e dönelim. Timur, “bu derviş mi kurtaracak bizi” diye sordu yanındakilere. “Evet efendim, sepet efendim” dedi yanındakiler. “Bu derviş'in nefesi öyle kuvvetlidir ki, ta Kristof Kolomb'un aradığı Amerika'dan Çin-i maçin'e kadar uzanır. 

 “Söyle derviş bana sen dünya Akçe fonunda mı çalıştın?” der Timur.

“Evet efendim, ahiret akçe fonunu dahi bilirim. Dünya ahiretin tarlasıdır. Altı ay içinde senin dünyan benim de  ahiretim tamam” diye cevaplar Nasreddin hoca.  

Hoca dışarı çıkar. Ahali ve dahi ulak yada kulak  taifesi dışarıda, heyecan ve merakla beklemektedir.  Hoca kendisini Timur'un önüne atanlara bakar ve der: “Üzülmeyin  yeni filler geliyor.” 

Ulak taifesi sorar “altı ayda kurtaracağınıza söz vermişsiniz. Doğru mu?”

Derviş cevaplar: “Timur'un verdiği köşkte altı ay keyif yapacağım.  Altı ayda kim öle, kim kala? Altı ay içinde, ya Timur ölür yerine ben geçerim. Yada ben ölürüm yerime başka bir hoca geçer.”

 

Önceki Sayfa

http://mercek.tripod.com